Gürkan Canpolat

30 Kas 2015

Harçlar Mes’elesi

Yazan: Grkn Cnplt ~ Kategori: Her Şey

Bu yazıyı 2012 yılının sonlarında kaleme almıştım. O zaman fakültelerde epey heyecan uyandıran Harçlar Mes’elesi’ni ben bile unutmuşken, YÖK’ün geçenlerde aldığı akıl dolu yeni kararı sâyesinde hatırlamış oldum. Bu karara göre iki veya daha fazla üniversitede aynı anda kaydı bulunan öğrencilerden dönemlik otuz küsur lira harç talep edilmeye başlandı. Hatta uygulamanın ilk safhasında üniversite tarafından kısa mesaj yoluyla, ödeme yapmayan öğrencilere faiz tahakkuk ettirileceği de bildiriliyor… Elâlemin ülkesi talebeleri daha çok okusun diye bir taraflarını yırtar durur, bizimkiler de okumamaları için ellerinden geleni yaparlar. Ücretin niceliğine takılmıyorum, -gerçi bir sınava 70,00 TL başvuru ücreti alıp ek tercih için de 15,00 TL talep eden ÖSYM’nin maymun iştahını kabul edemiyorum, ancak böyle utanç verici bir karara imza atılması dahi zulümdür.

***

Aradan üç yıl geçmesine rağmen sanırım konu güncelliğini koruyor. Bu bakımdan burada yeniden paylaşmayı uygun buldum. YÖK’ün yavrusu ÖSYM ile ilgili karalamalar içinse sizi şuraya dâvet ediyorum: ÖSYM Neden Lağvedilmelidir?

Türkiye’de kullanılan kelimeler için bir etimolojik sözlüğün eksikliği ne yazık ki her dem kendini hissettirmektedir. Etimolojik anlamda kimilerinin otorite kabul etmediği, benim ise oldukça yararını gördüğüm –ki ne yazık ki başka Türkçe etimolojik çalışmadan haberim yok, bir eser olan Sözlerin Soyağacı Sevan Nişanyan tarafından hazırlanmıştır. Bu etimolojik sözlük, yazar ve dilbilimci[1] olarak nitelendirilen Nişanyan’ın kapsamlı bir çalışmasıdır ve eser Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü sloganıyla yayımlanmıştır. Yazar, kitabını internet ortamına da taşımıştır –ki kendisi bilişim alanında da söz sahibidir. Başlığa göre farklı bir mukaddime olduğu görüşünde değilim. Zirâ bu etimolojik sözlüğe göre harç kelimesi Arapça kökenliymiş. On ikinci yüzyılda Zemahşeri tarafından yazılan Mukaddimetü’l Edeb adlı sözlük çalışması harç kelimesine “sarf, masraf” anlamlarını yüklemiştir. 1680 yılında yayımlanan ve müellifi Polonyalı dilbilimci Franciscus Meninski Mesgnien olan Thesaurus Linguarum Orientalium adlı sözlükte ise bu kelime “dolaylı vergi, resmi işlemler için ödenen para” olarak açıklanmıştır. Sevan Nişanyan’ın da ekledikleri arasında şunlar yer almaktadır: “1. çıkma, harcama, masraf, 2. gereken şeyler, gereç, malzeme”.

Hâl tıpkı yukarıdaki gibidir. Peki, bu harçlar mes’elesi nedir? Her şey başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın, katıldığı Yiğit Bulut’un Sansürsüz adlı televizyon programında açıkladığı “Biz, harçları kaldırma kararını verdik. Arkadaşlar şu an çalışmaları yapıyorlar. Önümüzdeki dönem harçlar alınmayacak” mealindeki açıklamasıyla başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde de bu çalışmanın hazırlıkları tamamlanmış ve hafta başındaki Bakanlar Kurulu toplantısı ile bu karara ilişkin kararname imzalanmıştı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın kamuoyuna açıkladığı bu haber üzerine kimi öğrenciler beklentinin yerine geldiğine sevinirken kimileri de hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü… Bülent Arınç’ın açıklamasına göre bu karardan sadece Anadolu Üniversitesi bünyesinde eğitim veren Açıköğretim Fakültesi (AÖF) öğrencileri ve üniversitelerin birinci öğretimindeki (gündüz eğitimi) öğrenciler yararlanabilecekler. Başbakan Yardımcısı, ek olarak şu istatistiki bilgileri de verdi: birinci öğretimde 1.524.380, AÖF’de ise 1.951.494 öğrenci, toplamda ise yaklaşık üç buçuk milyon kişi bu uygulamadan yararlanacaktır. Yeni hâl böyle olunca, hâliyle ikinci öğretimde okumakla iştigal eden öğrenciler hükûmete sert tepkiler verdiler. Zirâ ikinci öğretim öğrencilerinin, üniversitelerin dolgun banka hesaplarına yatırdıkları ücretler, birinci öğretim ve açık öğretim öğrencilerinin ödedikleri miktardan kat be kat fazladır. Sosyal medya başta olmak üzere yazılı basın dâhil çeşitli medya kuruluşları, öğrencilerin şikâyet ve memnuniyetlerini dile getirdikleri mecralar oldular. Buna göre, birinci öğretimdeki öğrenci grupları durumun getirdiği memnuniyeti belirterek, -oh olsun ikinci öğretimde okuyan öğrencilere, onlar bizden daha az puanla üniversiteye yerleşmişlerdi ve böylece haksızlık giderildi, demektedirler. İkinci öğretimde okuyan zevat ise, devrimci güruhun verdiği gazlar neticesinde hemen bir protesto harekâtına girişmiş ve ülkenin çeşitli noktalarında yürüyüşler tertip edilmiştir. Ve onların düşünceleri ise, şudur ki, -sadece birinci öğretime nispeten az puan alan öğrencilerin okuduğu bir saha değildir ikinci öğretim, aynı zamanda çalışan kişilerin de tercih ettikleri ve okudukları bir programdır. Bu zâtların meydana getirdikleri düşünceler doğrudur. Son satırlar ile durum yeni bir hâl almaya başlamıştır. Ülke, bu harçların oluşturduğu memnuniyetsizlik ve memnuniyetlik nedeniyle ikiye bölünmüş durumda, -ki biz ülkenin bölünmez bütünlüğünü tenzih ederiz. Artık mizahi bir üslubu bırakacak olursak yeni hâlin getirdiklerini hülasa edebiliriz…

Bu harçlar mes’elesini aslında birçok bölüme ayırmamız gerekmektedir. Konuyu her iki öğrenim türündeki öğrenciler açısından değerlendirmeli, ayrıca bir de hesaba katılmayan diğer öğrenim türleri de irdelenmelidir. Öncelikle iki öğrenci grubunun tartışmasını irdelemek gerekmektedir. Birinci öğretim öğrencileri, daha az puanla üniversiteye yerleşen ikinci öğretim öğrencileri tarafından haklarının yenildiği kanaatindeydiler ve böylece bu durumun ortadan kalktığına inanmaktalar. Peki, puan mes’elesi gerçekten öyle mi? Ekseriyetle bunun doğru olduğunu söyleyebiliriz. Fakat düz mantık kullanılmadan bu karşılaştırmanın yapılması gerekmektedir. Şöyle ki, istisnai durumları saymazsak bölümlerin birinci öğretim programlarının taban puanları, ikinci öğretimdeki taban puanlarından daha yüksektir. Fakat dikkate alınması gereken husus, bunun bir puan sıralaması değil, tercih sıralaması olduğudur. Yani ikinci öğretimde okumak isteyen öğrenciler, daha az puanla yerleştirme yapılacağından dolayı bu programları tercih etmektedirler. Neticede ikinci öğretimde de öğrencilere verilen eğitim, birinci öğretimde verilen eğitimin aynısıdır. Hatta çoğunluğunda ders veren öğretim elemanları dahi aynıdır. Durum bu iken bile, ikinci öğretimi sırf daha az puanla yerleştirme aldığı için tercih yapan adaylar da mevcuttur. Fakat yineleyelim ki, bu bir tercih meselesidir. Ve açıkçası, birçok yönden ikinci öğretimin tercih edilmesi, birinci öğretime nispeten daha mantıklıdır. Bu mantık arayışı, öğrencinin gereksinimlerine ve üniversitenin durumuna göre değişebilmektedir. Şu da bir gerçektir ki, ikinci öğretime yerleşen çoğu öğrenci, aynı puanları ile aynı programın birinci öğretimine de yerleşebilirler. Çünkü ikinci öğretimdeki öğrencilerin yerleşme puanları arasındaki boşluk, birinci öğretimdeki puanlara da nispeten uymaktadır. Netice olarak puan meselesi, gereksiz bir tartışmadan ibarettir. Bu, her ne kadar puan sıralamasını esas alan bir yerleştirme olsa da, asıl dikkate alınması gereken neden tercih edildiğidir. Bu da oldukça gereksiz olacağından, -benim puanım daha yüksek, ben beleş okuyacağım, mantığı kabul edilemezdir.

YÖKHarçlar mes’elesini uzatmaya meyilli iken, son bir konuya değinerek bu kararımızdan vazgeçiyoruz. Bülent Arınç, yaptığı açıklama ile birçok şey açıklamıştır. Fakat açıklama dikkatle okunursa kafa karışıklığına neden olmaktadır. Radikal’in haberine göre: İkinci öğretimdeki öğrencilerden ‘öğrenim ücreti’ adı altında ücretlerin alınmaya devam edileceğini söyleyen Arınç “Öğrenim ücreti katkı payı olmadığı için bir kanun çıkartılması gerekmektedir; kararnamemiz içinde sadece katkı payları ve harçlar bulunmaktadır” diye konuştu.[2] İşte bu haber kafaları oldukça karıştırmalıdır. Öğrenim ücreti ne demektir? Katkı payı ne demektir? Harç ne demektir? Ülkemizin en büyük üniversitelerinden olan Anadolu Üniversitesi, bu sorulara şu şekilde cevap vermektedir: Öğrencilerin her öğretim yılında Bakanlar Kurulunca belirlenen miktar ve düzenlemelere göre ödemekle yükümlü olduğu miktara katkı payı denir.[3] Üniversite, yine aynı kaynakta dolaylı olarak da öğrenci harçlarının katkı payları ile eşanlamlı olduğunu belirtmektedir: Katkı payı ücretlerini (öğrenci harçlarını) kim belirlemektedir? Yeni öğrendiğimiz bilgilere göre katkı payı = harç demektir. Geriye bir tek öğrenim ücretinin ne demek olduğunu anlamak kalmaktadır. Çünkü Arınç açıklamasıyla bunu anlatmıştır, fakat kafalar oldukça karışmıştır. Bülent Arınç’ın verdiği bilgilere göre öğrenim ücreti, katkı payı değildir ve sadece ikinci öğretim öğrencilerinden alınmaktadır. Yükseköğretim Kurumlarında İkili Öğretim Yapılması, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun’un yedinci maddesinde şöyle denmektedir:

“İkinci öğretim isteğe bağlı ve paralıdır. Paralı öğretime kabul edilecek öğrencilerin ödeyecekleri öğrenim ücretleri, öğrenim dallarının niteliklerine, Yükseköğretim kurumlarının özelliklerine ve sürelerine göre öğrenci maliyetleri de dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunun görüşü ve Milli Eğitim Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Ancak, alınacak ücretler normal örgün öğretim için belirlenen cari hizmet maliyetlerinin yarısından az olamaz. Hazırlık sınıfı hariç, bulundukları sınıfın bütün derslerini vermek ve ilk yüzde on’a girmek suretiyle bir üst sınıfa geçmiş olan öğrenciler, üst sınıfta o yıl için, normal örgün öğretim öğrencilerinin ödeyecekleri öğrenci katkı payı kadar miktarı, öğrenim ücreti olarak öderler.

Öğrenim ücretleri, peşin olarak ya da biri kayıt veya kayıt yenileme sırasında, diğeri Şubat ayında olmak üzere iki eşit taksitte üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü adına milli bankalardan birinde açılacak hesaba yatırılır.

Bu miktarlar rektörlükçe en geç ilgili ayın sonuna kadar Bütçe Dairesi Başkanlığı hesabına bir yandan gelir, diğer yandan özel ödenek kaydolunmak üzere aktarılır. Yatırılan bu miktarlar Maliye ve Gümrük Bakanlığınca özel ödenek kaydedilir. Kaydolunan ödenekler ikinci öğretime ilişkin giderlerin yanı sıra bu öğretimin yapıldığı birimlere öncelik verilmek suretiyle, o üniversitenin veya yüksek teknoloji enstitüsünün giderlerinde kullanılır. Kullanım ve harcamaya ilişkin esas ve usuller Maliye ve Gümrük Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenir.

Bu ödeneklerin harcanmayan kısmı, ertesi yılın bütçesine devren gelir ve ödenek kaydolunur.

Öğrenim ücretlerinin birinci taksidini ödemeyenlerin kayıtları yapılmaz ve yenilenmez. İkinci taksitlerini ödemeyen öğrencilere ise bir aylık ek süre tanınır, bu süre içerisinde de öğrenim ücretini kanuni faiziyle birlikte ödemeyen öğrencinin yükseköğretim kurumu ile ilişkisi kesilir.

Öğrenim ücreti Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca kredi olarak verilmez.”[4]

Bu noktada şunu sormaktan kendimi alamıyoruz. Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın belirttiği şekilde, öğrenim ücreti katkı payı olmadığı için bir kanun mu çıkartılması gerekmektedir? Bizce, hukuken buna gerek yoktur. Eğer hükûmet, meclis ile bu kanunu çıkartmak istemiyorsa, Kanun Hükmünde Kararname ile de bu durum kotarılamaz mı? Bizce sorun, bir kanunun meclisçe yürürlüğe konması değil, devletin iktisadi olarak yükseköğrenim kurumlarının can damarlarını kesmek istememesidir. Bakanlar Kurulunun 27 Ağustos’ta aldığı karar, bugün Resmi Gazete’de[5] yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kararname okunduğu takdirde, bir öğrencinin devlete yıllık masrafı nedir öğrenilebilir. Fakat, öğrenci cephesinden bakınca bazı noktaları elbette ki gülünç gelecektir.

Velhasılıkelam hükûmet, hiç olmazsa birinci öğretimde okuyan öğrencilerin üniversitede okumak için ödemek zorunda oldukları ücretleri kaldırarak dahi, Türkiye Cumhuriyeti’nde hayal gibi gözüken parasız eğitim hususunda en büyük adımlardan birini atmış bulunmaktadır. Bu kararnameden dolayı hiçbir öğrencinin gereksiz polemiğe girmemesi gerekmekte iken, hükûmetin mevcut harçların çok yüksek miktarlarda olduğunu da göz önünde bulundurması elzemdir. Umarız, Bakanlar Kurulunun aldığı karar meclis tarafından da hoş karşılanır ve parasız eğitim için atılacak daha büyük adımlara örnek olur…

***

[1] http://nisanyan.blogspot.com/2009/02/nasl-sozlukcu-oldum.html

[2] http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1098424&CategoryID=77

[3] http://iibf.anadolu.edu.tr/doc/sorular/ogrenci_katki_payi.pdf

[4] http://www.yok.gov.tr/content/view/433/183/lang,tr/

[5] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/08/20120829-1.htm

***

Yorum Yapılmamış - "Harçlar Mes’elesi"

Yorum Formu

Kısa Kısa


Kitap Okumaları

  • Ateş Etmek
    ~ Alfred W. Crosby - Başlangıç: 22.03.2016
  • Tarih Gezintileri
    ~ Zeki Arıkan - Başlangıç: 20.03.2016
  • Bir Haçlının Hatırıları
    ~ Jean de Joinville - Başlangıç: 16.03.2016
---
Okunan Kitaplar

Müze Önerisi


Küçükyalı ArkeoPark

Telefon: 0216 388 83 18
Açık Olduğu Günler: Hafta İçi 10.00-18.00

Twitter

Nisan 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
Top