Herkes gibi ben de dedeme hasretle doluyum. Vefatına değin, âmâlığı dışında ciddi bir rahatsızlığı olmamıştı. Buna rağmen, diğer insanlar gibi yaşamını tek başına idame etme yeteneğine haizdi. Hatta bazılarının eline hiç yakışmayan çekiç ve çivi ile, çok rahat bir şekilde basit onarımları bile tamamlardı. Çocuk yaşta olmama karşın, hiçbir zaman dedemi siyah bir şeridin mahkûm [...]
Üçe ayırmak istedim bu yazıyı. Üç kere yazmak, üçe bölmek, sonra hepsini uç uca eklemek istedim… Tek bir şey anlatmak, hasretten söz etmek istedim. Ne ile başlanır ki bir yazıya, sağlıklı bir zihin ile… Bırak soru sormayı, başla söz etmeye… İlkini yazıyorum sana, bu paragrafla… Biliyorsun, yazmaktır benim tek marifetim. Seni anlatmak için, kaleme sarılmaktır [...]
Yoktur, hem de hiç! Olması gerektiği gibi mi yapmalıyım: “İşlerim nedeniyle çok meşgulüm, yazılarıma bir süre ara vermek zorundayım” mı demeliyim? Yok, yok. Alışılagelmiş kof cümleler mi kurmalıyım? Hayır, hayır… Gerçekçi ve dürüst; uzatmadan da özgün olmalıyım. Geçtiğimiz yüzyılın Sosyalist Amerikalılarından olan Jack London, yarı otobiyografik eserinde yazıya döktüğü şu iki cümle ile yukarıda kısaca hayıflandığım durumu [...]